Hepimize tanıdık ozon

Şiddetli bir fırtınadan sonra havada tazelik hissi veren bir kokunun ortaya çıktığını fark etmiş miydiniz? Havadaki bu koku size tanıdık gelebilir. Dalgalı denizlerde veya gürül gürül akan şelalelerde de yine aldığımız bu koku OZON gazının kokusudur ve tamamen doğal süreçlerde ortaya çıkar. Ancak bu maddeyi elde etmek için doğanın bu maddeyi ortaya çıkarmasını beklemek zorunda değiliz. Modern teknoloji ozonu istediğimiz zamanda ve ortamda üretmemize olanak sağlıyor. Ozon jeneratörleri ile elde edilen ozon doğada kendiliğinden üretilen ile bire bir aynıdır. Ozon temizlik hissi verir. Doğa ürettiği ozon ile atmosferik kirliliği kendiliğinden temizler. Vücudumuz da aynı şekilde uygun dozda alındığında temizlenir ve yenilenir.

Ozon terapi, yüksek iyileştirme potansiyeli sebebiyle alternatif tıp ve araştırma çevrelerinin son zamanlarda ciddi şekilde dikkatini çekmektedir. Mevcut en çok yönlü tedavi yöntemlerinden biridir. Hem tıbbi yöntemlerle hem de ortam ozonlama şeklinde uygulanabilmektedir.

 

Kan yoluyla, barsak içi ve solunum yollarına, kulak içine, diş ve diş etlerine, açık yaralara verilerek uygulanabilmektedir. Ozon terapi hakkında 2004’te yayınlanan bir incelemede şöyle bahsedilmektedir; “Son 10 yılda tüm beklenenlerin aksine ozonun kronik ve bulaşıcı hastalıkların, kal ve damar hastalıkları (vaskülopati), ortopedik ve hatta diş hastalıklarının tedavileri uygun dozlarda uzman kişiler tarafından uygulanmasının çarpıcı sonuçlar vermesi ozonu reddeden medikal merkezlerini hezimete uğratmıştır.” (1) Ozon, tıbbi uygulama olarak kullanıldığı ilk günden beri sayısız hastalık ve rahatsızlık için kendisinin güçlü bir savaşçı olduğunu kanıtlamıştır. Bu hastalıklar arasında kanser, karaciğer hastalıkları, oto-immün hastalıkları, kalp hastalıkları, allerji, şeker hastalığı, viral hastalıklar, romatizma/artrit, SARS ve AIDS sayılabilir.